Haziran 2015-Minik Kelebeğin Annesi

30 Haziran 2015 Salı

Ağır Misafir Aft

Ağır Misafir Aft


Kendimi bildim bileli ağzımdan hiç eksik olmayan yaraların adıdır aft. Ne zaman stres olsam , ne zaman azcık üzülsem , kafama bir şey taksam ya da bedenen yorgun düşsem o anı bekler ağzımda çıkmak için . Gitmediğim doktor , yapılmayan tahlil , kullanmadığım ilaç kalmadı . Aft , ayda 2 kez uğrar bana . Aftın bir çok sebebi var aslında bu sebeplerin en önemlisi de genetik olması , çünkü babamda da çıkıyor . Bilenler bilir çok büyük , tarifsiz bir acısı vardır aftın . Yemek yemek işkence gibi o kadar can alıcı hale gelir .
Aftlar ağız içerisindeki mukozada üzeri beyaz , etrafı kırmızı 2-3 mm çapında bir tabaka şeklinde çıkar . Aft dilde , yumuşak damakta , dudak ve yanak içlerinde çıkan yaralardır . Stres , vitamin eksiklikleri , ateşli rahatsızlıklar , premenstural gerginlik , yemek yerken iç yanakların ısırılması ve genetik faktörler aft oluşumunda etkilidir .
Bazı yiyeceklerinde aft oluşumunu hızlandırıcı etkisi vardır . Bunlar tuzlu , baharatlı gıdalar , turşu , sirke , patlıcan , domates , elma vs. benzer asit oranı yüksek yiyeceklerdir .
Ağzımda çıkan aftların genelde iyileşme süreci 7-10 gün arasında değişiyor . Aftların uçuk gibi bulaşıcı veya virütik özelliği yoktur .
Aft bazı hastalıkların habercisidir . Bu hastalıklar ; Behçet , Crohn , Ülseratif kolit , Inflamatuar barsak hastalıkları , kan hastalıkları , gluten hastalığı bu hastalıkların başlıcalarıdır .
Aftlara tedavi olarak verilen ilaçların pek etki ettiği söylenemez . Sadece acısını , ağrısını azaltmaya yetiyor ilacın etkisi . Bunların yanında aftlara uygulanabilecek doğal yöntemler de var .
Ben bunlarla az da olsa çare bulmuş biriyim . Öyle ki karanfilin antiseptik özelliği ile 20 adet karanfil bir suda kaynatılıp , soğuduktan sonra o su ile günde 3 kez gargara yapmanın aftı çok daha çabuk iyileştirici özelliği var .
Yine karadut veya karadut suyu da çok yakıcı olmasına rağmen aftı iyileştirici özelliğe sahiptir . Bunun yanı sıra karbonatlı su ve tuzlu su ile gargara yapmanın da olumlu , iyileştirici yönde etkisi de tecrübemle sabittir .  :)

Sizinde ağzınızda aft çıkıyor mu ?

Ağzınızda aft çıkıyorsa bir Dermatoloji Uzmanına görünmekte fayda var .


Sağlıklı günler , sevgiler .
Devamını Oku

29 Haziran 2015 Pazartesi

Yaylaya Giden Kalbim

Yaylaya Giden Kalbim

Ramazan ayının başlamasıyla Antalya'da çoğu kişi yaylaya gitti . Sıcaktan kaçmak , oruçlarını serin serin rahat rahat tutmak için . Annemler de yaylaya anneannemin yanına gittiler bu cumartesi . Tabii Berrak'da yanlarında gitti mecburiyetten .
Aklım gitti... Kalbim gitti... Öylece kaldım... Öyle alışmışım ki hiç ayrı kalmadık biz . Bir gün dahi yorgunum bu gece annem de kalsın demedim demem diyemem . Nöbetlerimde neredeyse 36 saat uykusuz kalıyorum . Her nöbet sonrası annem hep bana kıyamayıp 'sen uyu dinlen Berrak bu gece burada kalsın' der . Ertesi akşam bugün uyuyup dinleneyim , Berrak annemde kalsın dediğim hiç olmadı . Hep nöbetten çıkıp aldım kızımı . Bir önceki günün telafisi özlemi adına , doyamadığım için oyunlar oynayıp , resimler yapıp , kitap okuyup , anne kız sevgi yumağı olup , o uyuduktan sonra uyudum hep .
Ben Berrak 'ı işteyken bile özlerken , böylesi bir özlemin tarifi yok... Annemler ile yaylaya giden kelebeğimi çok ama çok özledim . Ev sessiz , içimden hiç bir şey yapmak gelmiyor . Her yer derli toplu , halbuki ne çok alışmışım oyuncakların dağınıklığına , adım başı kitaplara . Hani derler ya çocuk evin neşesi diye gerçekten öyle . Ev neşesiz , biz neşesiz . Halbuki zaman bulmuşum kitap okuyabilirim . Ama kitap okuyacak kafa da değilim ki...
Öylece yatasım var . Gece 2-3 kez kalkıp odasına gidiyorum . Yastığını alıp kokluyorum . Ben ağlıyorum özlemimden , eşimse sulu göz deyip ağlayışıma gülüyor . 
Allah başka ayrılıklar vermesin tabii ama bu kadarı bile zor geldi bana . Dokunsalar her dakika ağlayacak gibi halim var . Tadı yok hiç bir şeyin...
Telefonda konuşuyoruz ama yetmiyor... Hiç sevmedim bu yayla işini . Ama çalışan anne olunca yapacak başka bir şey yok maalesef... 
Diyeceğim o ki bu yaylaya gidiş bana hiç yaramadı  . Bu kadarcık ayrılık bile çok zormuş ...
Allah hiç kimseyi evladından ayırmasın...
Sevgiler .


Devamını Oku

26 Haziran 2015 Cuma

Mama Sandalyesi Pişmanlığım

Mama Sandalyesi Pişmanlığım

Berrak 'ın ek gıdaya geçtiği dönemde mama sandalyesi alma planım vardı . Tecrübeli arkadaşlarımdan  ' Ayşe sakın mama sandalyesi alma , pişman olursun . Durmuyorlar mama sandalyesinde . ' diye şikayetler üzerine almadık mama sandalyesi . Pişman mıyım evet çok pişmanım . Almalı mıydık evet kesinlikle almalıydık .
Mama sandalyesi çok büyük rahatlık , hem anne hem bebek için büyük kolaylık her anlamda . Berrak meme müptelası bir çocuk olduğu için 19 aya kadar yemek yerken bazı dönemler zorluk yaşadık . Emzirmeyi bıraktığımız dönemde ise her şeyi ciddi anlamda yemeye başladı . Her ne kadar kendi yemesi için uğraşsam da bazen oldu bazen olmadı . Kendi kendine yemek yemeye çalışması çok hoşuma gidiyor . Ama kendi yerken ağzına döke saça bir lokma ancak giriyor . Döküldüğü asla hiç önemli değil , yeter ki rahat rahat yesinin derdindeyim ben .
Şimdiler de ise kendi yiyor , yine döke saça ama kendi yemek istiyor .Oynuyor ,oyalanıyor keyfi takılıyor ama sonuçta yiyor çok şükür .
Mama sandalyesi almadığım için pişmanım , her türlü faydası olduğu düşüncesindeyim . Berrak , gittiğimiz her hangi bir yerde mama sandalyesi görüp oturmak isteyince , içimde ki o pişmanlık iki katı oluyor ve kendimi çok kötü hissediyorum .
Mama sandalyelerinin fiyatları çok makul olmasa da internet alışveriş sayfalarında az fonksiyonlu çok makul mama sandalyeleri var . Ve kesinlikle büyük , en önemli  ihtiyaç . Pişman bir anne olarak ben mama sandalyesi almanızı , kullanmanızı öneririm . Ben geç kalmış da olsam sırf Berrak çok seviyor diye sipariş verdim mama sandalyesi . İç sesim sussun diye de almış olabilirim .  :)

Sevgiler .
Devamını Oku

23 Haziran 2015 Salı

Lohusa Şerbeti

Lohusa Şerbeti


Bilenler bilir bazı yörelerde , bazı kesimlerde gelenek haline gelen , yeni doğan bebeği görmeye gelenlere sıcak ya da soğuk tercihe göre lohusa şerbeti ikram edilir . Aile büyüklerimizin dediğine göre lohusa şerbetinin içerisindeki baharat karışımı ve şeker sebebiyle , süt yapma özelliğine sahiptir . Anneye süt yapsın diye bol bol içirilir . Doğum zamanı annemden öğrendiğim lohusa şerbetini , emzirme dönemim boyunca içmiş biri olaraktan , süt yapma özelliğini kendi üzerimde test etmişliğim ve süt arttırıcı etkisini bizzat doğrulamışlığım vardır .  :)
Emziren annelere kesinlikle tavsiyemdir .
Lohusa şerbetinin içindeki baharatlar  sebebiyle çok faydalı olduğunu ve kışın şifa niyetine içildiğini doğum yapana kadar bilmiyordum . Lohusa dönemimde severek içtiğim lohusa şerbetini , annemden öğrenerek sonra kendimde yapmaya başladım ve emzirme dönemimde belirli aralıklarla tükettim . İçerisinde ki karanfil ve tarçının antiseptik ve bağışıklık sistemi kuvvetlendirici etkisi de olduğu için , emziren annelere bire bir zindelik sağladığı kanısındayım .

Annemin Tarifiyle Lohusa Şerbeti  ;
  • 5 adet kabuk tarçın
  • 10 adet karanfil
  • 1 adet zencefil
  • 3 litre su
  • 3 su bardağı şeker
Baharatlar toz haline ya da minik parçalar haline gelene kadar dövülür . Daha sonra bir demliğe koyulur . Kaynatılmış olan suyun içerisine demlik eklenir ve 30 dk. kaynatılır . Daha sonra kaynayan şerbete isteğe göre şeker ekleyip 15 dk daha kaynatılabilir . Lohusa şerbetini , su ekleyerek aynı demlikle 3-4 kez kaynatıp çoğaltabilirsiniz .
İsteğe göre sıcak ya da soğuk içilebilir . Üzerine badem , ceviz , fındık koyulup servis edilebilir . 
Yeni doğan bebeği görmeye gelen misafirlere ikram edilir . Lohusa şerbetini içen kişi ikrama 'sütü bol olsun' diye cevap verir .   :)  ( adet böyleymiş , böyle denilirmiş .)
Antalya 'da böyle bende bilmiyordum ama doğum yaptığımda öğrendim .  :)

Lohusa şerbetini severek içen biri olarak tavsiye ederim .

Taze anneler yapın yapın için , sütünüz bol olsun .  :)

Sevgiler  :)
Devamını Oku

20 Haziran 2015 Cumartesi

Nöbetçi Eczane


Nöbetçi Eczane

İnsanları anlamakta zorluk çekiyorum zaman zaman . Ben eczacı teknisyeniyim , 10 yıldır bu sektör çalışmakta , insanlara sağlık hizmeti vermekteyim . Bulunduğumuz bölgeye göre 2 ay da bir nöbet sıramız geliyor . Eğitim Araştırma  Hastanesi karşısında bulunan eczanemiz nöbetlerde oldukça yoğun oluyor . İnsanlara elimizden geldiğince en iyi , sabırlı , anlayışlı şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz . Ama anlamadığım şu ki insan kendine hizmet veren , yardımcı olmaya çalışan insanlara ne sebeple agresif davranışlar sergiler ki... Nedir yani niye demekten kendimi alamıyorum .
Tabi ki en iyi şekilde  anlamaya çalışıyorum . Sağlık bu , hasta olan çocuklar , eşler , anne , babalar vs diğer yakınlara yardımcı olmaya çalışan diğer yakınlar . Karşınızdaki insanlar size hizmet vermeye , en iyi şekilde yardımcı olmaya çalışırken bu sinirlilik niye ? Gecenin bir vaktinde size yardımcı olmaya çalışan insanlara ters tepkiler , gereksiz olumsuz davranışlar niye ?
Ödediği ücret için atar yapan , sıra da bekliyorum diye atar yapan , reçetede protokol numarası yok geri hastaneye dönüp işlem yaptırmanız gerekiyor dediğimizde atar yapanlar , ilaç elimizde kalmadı depo kapandı dediğimizde atar yapanlar , reçetesiz satılmayan ilaçları reçetesiz almak isteyen hastalara açıklama yapıp reçetesiz satamayacağımızı söylediğimizde ki gördüğümüz tepkiler , reçetesiz antibiyotik satmıyoruz dediğimizde gördüğümüz tepkiler , neden bu kadar muayene ücreti ödüyorum diye atar yapanlar vs. vs......
Eczaneler medula sistemine bağlı çalışan ve reçeteyi girdiğimiz anda hastaların ödeyeceği tutar , otomatik çıkan devlete bağlı provizyon sistemiyle çalışan yarı resmi kurumdur .
Eczanelerde yaşanan en büyük sorunlardan birisi muayene ücretleridir . Bir diğer sorun ise ilaç farklarıdır .
Devlet hastanelerinde hasta ayrıca para ödemez. Ancak tamamen de bedava değildir. Birinci basamak dışındaki devlet hastanelerinde , tedavinin bedeli olmamakla beraber sabit bit tutar olan muayene katılım bedelidir .
Ödediğiniz 12 TL para muayene katılım payıdır. Muayene katılım payı, sağlık hizmetlerinden yararlanabilmek için, sağlık hizmeti sunan kurumlara gidildiğinde genel sağlık sigortalı (GSS) ve hak sahipleri tarafından ödenecek sabit tutardır . Tedaviye göre değişmez. Sadece gidilen sağlık tesisine göre tutarı değişir. Birinci basamak sağlık hizmeti sunucularında yapılan hekim ve diş hekimi muayenesinde katılım payı yani muayene ücreti yoktur. Ancak bunların dışındaki tüm devlete ait sağlık kuruluşlarında (Hastane, eğitim araştırma hastanesi, üniversite hastanesi gibi) 5 TL , özel sağlık kuruluşlarında 12 TL muayene katılım payı alınır. 
Özel hastane acil servisleri ve hastane, eğitim araştırma hastanesi, üniversite hastanesi  acil servisleri ' Yeşil Alan Muayenesi' diye bir uygulama mevcut olup , hastanın sağlık durumu aciliyetine göre değerlendirilip , acil durumu olmayan hastalardan normalde alınan muayene ücretleri sisteme yansır ve eczanelerde bu ücretler tahsil edilir.
Bu muayene ücretleri SGK 'nın kasasına girer , eczaneler muayene ücretlerini tahsil eden bir araçtır sadece .
Herhangi bir sağlık kuruluşunda muayene olmanız durumunda sisteme kaydınız yapıldığı anda muayene ücretiniz o gün ki reçete bedelinize eklenir . Bu muayeneye bağlı düzenlenen reçetenizi almak için eczaneye başvurmadığınız için o anda muayene ücreti alınmamış oluyor. Fakat bu ücret bir sonraki reçetenizi eczaneye almaya gittiğinizde bir önceki muayene ücreti de görünüyor. Hastane, eğitim araştırma hastanesi, üniversite hastanelerinin birinden randevu aldınız ama diyelim ki gidemediniz , o gün ki muayenenizi iptal etmediğiniz için  muayene ücreti sistemde asılı kalıyor ve ödüyorsunuz .
Bu şekilde muayene ücretleri sistemde  birikebiliyor .
Diyeceğim o ki size hizmet veren insanlara karşı özellikle nöbetlerde daha anlayışlı olun , çünkü onlar prosedür ne ise onu uygulamak zorunda olan emir kulları . Anlayışla ve sabırla size gecenin bir vaktinde hizmet verip , yardımcı olan insanlara karşı agresif davranmayın .

Hepimiz insanız nihayetinde , birbirimize anlayışlı davranmalıyız . Bütün her şeyi kolaylaştıran anlayış , hoşgörüdür .

Biz eczaneler , sevgili eczacılarımız ve meslektaşım eczacı teknisyeni arkadaşlarım siz sevgili hastalarımıza en iyi şekilde hizmet sunmak , yardımcı olmak için varız .

Sevgiler...
Devamını Oku

19 Haziran 2015 Cuma

Hayatımızın Parçası Fotoğraf

Hayatımızın Parçası Fotoğraf

Fotoğraf çekmeyi , çektirmeyi herkesin çok sevdiği bir dönemdeyiz .
Haliyle bende seviyorum bu fotoğraf işini . Özellikle kızım doğduktan sonra fotoğraf çekme isteğim daha da arttı diyebilirim .
Her anını çekmek , tarihleriyle kaydetmek en güzel en özel hobim haline geldi . Bıkmadan , sıkılmadan  fotoğrafını , videosunu çekmeye bayılıyorum .
Ama yine de içimde kalanlardan biri de hamileyken her ay fotoğrafımı çekip bunu anı niyetine seri haline getirip saklamaktı . Maalesef ki buna pek zamanım olmadı . Bu hakkımı ve içimde kalanları ikinciye saklıyorum inşallah .  :)
Hamile foto çekimi yaptırmak o zaman bana fuzuli gibi geliyordu . Şimdi ise düşüncem tamamen değişti .
Hamile fotoğraf çekimi güzel bir anı olarak gerekli , kesinlikle ikinciye bu hakkımı da saklıyorum .  :) 
Kızımı normal doğumla beklerken , şahane fotoğraflar çeken  , yakın bir dostumuzdan doğum fotoğraflarınızı çekmek istiyorum diye mutlu bir haber almıştım . Aklımda yokken harika bir şekilde aklıma düşmüştü . Normal doğum bekliyorduk zamanı belli değildi tabii .  :)
27 Nisan gece sancım başlayıp Berrak gelmeye karar verdiğinde , sabah doğum fotoğrafçımız  Merih ablaya haber verdik . Ama şans o ki Merih abla doğumumuzun tarihi belli olmadığı için il dışına çıkmıştı . Böylece bu sevincim yarıda kaldı . Bu hakkımı da ikinciye kullanacağım deyip telkin ediyorum kendimi .  :)

Şimdi nette gezerken tazecik anne ve bebeklerin doğum fotoğraflarına hayran hayran bakıyorum hep . Şartlarınız uygunsa ve hevesiniz de varsa doğum , hamile fotoğrafları çektirmeyi hiç düşünmeyin hemen yaptırın .O günler bir daha geri gelmeyecek , gelmiyor .

Anı fotoğraflamak , anı ölümsüzleştirmek anıları biriktirmek ne güzeldir , ne özeldir .

Aslında mutluluklarımızı , gülüşlerimizi  fotoğraflayarak biriktiriyoruz .

Şimdi bile kelebeğimin bebeklik dönemlerinde çektiğim fotoğraflarına baktığım , videolarını oturup izlediğim  zamanlar öyle çok ki ...

Çektiğimiz fotoğraflarla anılarımız hep ama hep taze kalsın .  :)

Sevgiler  :)
Devamını Oku

18 Haziran 2015 Perşembe

Kidzania

Kidzania
Biz ebeveynlerin çocuklarımızı yetiştirirken en büyük hedefimiz onları hayata hazırlamaktır. Kendi ayaklarının üzerlerinde durduklarında karşılaştıkları engellere hazır olsunlar isteriz. İşte tam bu amaçla bizlere yardımcı olmak için ciddi bir yatırımla açılan bir yer var: KidZania.
Gerçek hayatın küçük bir adaptasyonu olan bu projede çocuklar “havayolu şirketinden, üretim fabrikalarına, sağlık kurumlarından, olay yeri incelemeye kadar pek çok alanda” gerçek hayat tecrübesini deneyimliyor. Bu tabii ki varımızı yoğumuzu vermeye hazır olduğumuz minik canlarımıza muazzam bir özgüven ve yaratıcılık aşılıyor.
Devamını Oku

12 Haziran 2015 Cuma

Hoşgeldi Bize Enginar

 Hoşgeldi Bize Enginar

Enginar bilmeyiz biz... Yani annem bilmezdi , aileden çevremizde yenen bir sebze değildi , hiç yemedim , yemedik . Şahsen çok severim sebze yemeklerini , otla yaşıyorum resmen .  :)   Ama enginarla hiç tanışmadım , tatmadım .
Hep istiyordum enginar yemek , tatmak , tadını çok merak ediyordum . Öyle ki hem de çok sağlıklı bir sebzeymiş enginar . Faydaları da saymakla bitmiyormuş . Neyse ki bu hafta pazardan alıp , yapıp yemek nasip oldu . Enginarı tatma şerefine ermiş bulunmaktayız .   :)
Enginarın tadını merak ediyordum etmesine ama evde ki diğer iki birey yiyecek miydi ya yemezlerse diye bin bir tereddütle mutfağa girip , bir arkadaşımdan aldığım tarifle yaptım o güzel yemeği . :) Tabi ki ev halkı gayet severek yedi . :)  Eşim çok beğendi , kelebeğim desem 'Anne bir daha bir daha' diye diye yedi . Öyle mutlu oldum ki , evimize gelen bu yeni tadı ev halkı da çok sevdiğine göre , hoş geldi bize enginar .  :)  

Uzmanların dediklerine göre enginarın bitmeyen faydaları ;

Enginar çok iyi miktarda C ve K vitamini içerir. Enginar düzenli olarak tüketildiğinde bünyenin ihtiyaç duyduğu magnezyum, çinko, demir, potasyumu sağlar. Bunun yanında bünyenin lif ihtiyacını ciddi anlamda giderir, kalsiyum açısından da zengin bir besin kaynağıdır. Çok etkili bir antioksidandır.
Karaciğeri koruyan flavonoidler içeren enginar, karaciğerdeki dokuların ve hücre zarlarının içinde meydana gelen oksitlenmeyi azaltır. Karaciğer fonksiyonlarının düzenlenmesinde önemli rol oynar. İdrar söktürücü özelliğinden dolayı böbreklerin çalışmasını düzenler, vücuttaki istenmeyen sıvıların atılmasını kolaylaştırır. İçerdiği kuarsetin, rutin, gallik asit ve sinarin sayesinde kanser, kalp hastalığı, yüksek kolesterol gibi önemli hastalıklardan vücudu koruyan enginar, içerdiği inülin adlı maddeyle, kandaki şeker düzeyini de düşürür.
Enginar, K vitaminini zengin miktarda içermektedir. Bu özelliği ile kemiklerin sağlıklı yapısının dejenere olmasına izin vermez. İçerdiği K vitamini ve lifler sayesinde beyin sağlığını da korur.
Ayrıca içerdiği potasyum, vücutta bulunan sodyum-potasyum dengesini olumlu etkileyerek, tansiyonu dengede tutar. Karın ağrısı, mide bulantısı, şişlik hissi, iştah kaybı gibi sindirim sorunlarını gidermeye yardımcı olur. Mide ve bağırsakları temizler, romatizma şikayetlerini azaltır. Yağ oranı düşük olduğu için diyet yapanlar için vazgeçilmez bir gıda. Vücut hücrelerini yenileyerek yaşlanmayı da geciktirir .

O zaman vücudumuza da , mutfağımıza da pek hoş geldi sağlık dolu leziz enginar , miniğim de sevdiğine göre değmeyin keyfime .   :)
Devamını Oku

4 Haziran 2015 Perşembe

Fitilin Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Fitilin Çocuklar Üzerindeki Olumsuz Etkileri



Halk dilinde fitil olarak bilinen suppozituar , genelde bebeklere ve çocuklara makattan uygulanan ağrı kesici , ateş düşürücü ya da kabızlık şikayetlerinde kullanılan ilaç formudur . Bu işlerin içinde biri olarak ve bir anne olarak çok kullanılmasını ve doktor tavsiyesi olmadan kullanılmasını tavsiye etmiyorum . Çünkü bebekken zaten bir şey anlamıyor , ama biraz daha kendini ve vücudunu tanımaya başladığında sıkıntılı durumlar yaratabiliyor .
Ağrı kesici ve ateş düşürücü olarak gerektiğinde şurup tercih edilmeli , suppozituar (fitil) doktor kontrolünde kullanılmalıdır . Kulaktan dolma bilgilerle , komşusu , arkadaşı söyledi diye eczaneye gelip suppozituar (fitil) alan anneler ve babalar var . Eczaneye bu farklı amaçlarla suppozituar almaya gelen anne ve babalara çocuğun yaşını , ne için kullanacaklarını ya da doktor kontrolünde mi kullanacaklarını sorup , gerekli uyarıyı yaptıktan sonra satış yapıyoruz .
Tabii bir de uyutucu etkisi var diye çocuğuna suppozituar (fitil) koyup uyutanlar var . İçim gidiyor, o anne babaların çocuklarına...Öyle kızıyorum ki o anne babalara diyecek kelime bulamıyorum .
Uyusun diye çocuğa suppozituar (fitil) uygulanabilir mi ya ... ?  Ne aklım ne kalbim almıyor benim....
Suppozituar (fitil) , doktor kontrolünde ve çok yüksek ateşte kullanılır . Ayrıca çocuğun yaşı büyüdükçe yani bebeklikten çocukluk dönemine geçtikçe de kullanılması tavsiye edilmez . Çocuk da psikolojik etkiler bırakabileceği ihtimali oldukça yüksektir .
Özellikle erkek çocuklarında bebeklik dönemleri biter bitmez kullanılması pek önerilmez . Çocuk anlamaya başladığında suppozituar uygulayan kişiye karşı bilinç altında olumsuz duygular gelişebilir .
İlaç işlerinin içinde olan biri olarak bile olsa kızıma doktora danışmadan bir antibiyotik , suppozituar (fitil) ya da kafama göre her hangi bir ilaç kullanmadım ve kullanmam . En sevmediğim meseledir , el kadar bebeklere , çocuklara kafaya göre ilaç kullanılması .
Komşunuz , arkadaşınız , akrabanız  vs. tavsiye etti diye ilaç kullanmayın...
Bir anne olarak ve sağlık , ilaç sektöründe çalışan biri olarak tavsiyem  ne kendinize , ne bebeğinize , ne çocuğunuza doktorunuza danışmadan ilaç kullanmayın arkadaşım....

Sağlıklı günler dilerim .

Sevgiler...




Devamını Oku

3 Haziran 2015 Çarşamba

Baba & Kız


Baba & Kız

Babasını çok çok seven babasının ilk göz ağrısı kızıyım ben...
Babasını çok seven ama sarılmaktan , konuşmaktan bile korkan bir çocuk olarak büyüdüm ben...
Babam biraz sert , despot , sert çizgileri olan bir adam... Sevgisini gösteremeyen bir baba...
Babam korkulacak bir adam mı hayır değil ama o sertlikle yetiştiğim için böyleyim sanırım . Sevmez mi çocuklarını çok sever canını verir ama işte göstermesi , hissettirmesi bence daha önemli . Böyle değil de daha farklı olsun isterdim aslında .
Rahat yetişmedim , aslında rahat yetişmekte değildi önemli olan...
Böyle olduğu için suçlu kim babam mı hayır asla değil . Böyle oldu sadece...
Babasına sarılmaya , öpmeye hasret kalmak yerine doya doya sarılmak , öpmek isterdim . Sabahlara kadar konuşmak isterdim mesela korkmak , çekinmek yerine içimde olan her şeyi paylaşmak isterdim ama olmadı bundan sonra da olmaz . Şu yaşıma geldim hala çekinirim , gözünün içine dahi bakamam , yanında pek rahat konuşamam . Benim en eksik yanımdır bu ve içimde hep eksik kalacak yanım...
Ukdedir hep içimde ve hep ukde kalacak olan...
Benim de bir kızım var . Daha hamileyken eşime kızını çok sev ve sevgini hep göster derdim . Senin sevgini hep hissetsin , yakın hissetsin , korkmasın her şeyini yüzeysel de olsa paylaşsın , hep arkasında olduğunu hissettir , derdim . Senin sevginle yetişsin ki kendine özgüveni olsun derdim , hala da derim .
Baba ve çocuk ilişkisi çok önemli benim için . Babasıyla çok kuvvetli ilişkisi olan çocuklara imrenmişimdir hep .
Babasıyla her şeyi konuşabilen çocuklara ve onları her ne olursa olsun dinleyen babalara hep imrenmişimdir .
Ondandır , eşime hep kızınla ilişkin iyi olsun diye başlayan konuşmalar yapışım...
Babasıyla ilişkisi benle olan ilişkisinden bile iyi olsun . Özgüveni olsun . Aile kaynaklı kendine güvenmekte problem yaşamasın . Baba sevgisini ,ilgisini en iyi şekilde görsün , yaşasın ki dışarıda sevgi aramasın .
Babasından korkmadan göğsünü gere gere her şeyini konuşsun , konuşabilsin .


Hayatı boyunca babasının sevgisi kalbinde hiç eksilmesin , hep çoğalsın...
Babası ilk aşkı olsun , hep en sevdiği adam olsun...
Babasının sevgisiyle dimdik dursun hep ama hep...

Siz babalar en çok da siz duyun beni ...

Sevgiler...
Devamını Oku
blog tasarım
MİNİK KELEBEĞİN ANNESİ COPYRİGHT © 2014 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.BLOGUMDA YAYINLANAN YAZILARIN VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.