16 Haziran 2016 Perşembe

Çay Ağacı Yağı

Çay Ağacı Yağı

Kulaktan kulağa ağızdan ağıza giden Tea Tree Oil yani Çay Ağacı Yağı . Melaleuca yağ olarak bilinen çay ağacı yağı , bitkinin yapraklarından elde edilir . Bu yağ renk olarak çok soluk , açık altın renginde olur ve genellikle taze kafur gibi kokusu vardır . Yağ , bitkinin dalları ve yapraklarından buhar damıtma yoluyla elde edilir. Çay ağacı yağının sağlık açısından yararları , doğal antibakteriyel , antiseptik , antifungal , antimikrobiyal , balgam söktürücü ve antiviral özelliklere sahip olmasıdır .

Çay ağacı yağı sivilce için popüler bir tedavi  yöntemidir . Bu yağ doğal bir antiseptik özelliği ile bakteri nedeni ile oluşan akneyi yok etmek için gözenekleri dezenfekte eder . Akne tedavisi için, nemlendirilmiş pamuklu bir çubuk üzerine 1 damla çay ağacı yağı konur ve yatmadan önce etkilenen alan üzerine yavaşça sürülür. Ertesi sabah, ılık su ile yüz yıkanır ve bu işlemin günlük olarak tekrarlanması tavsiye edilir. Ayrıca , alternatif olarak 4 ya da 5 damla çay ağacı yağı ile 1 çay kaşığı organik bal karıştırılarak bir yüz maskesi hazırlanır. Etkilenen alan üzerine bu karışım sürülür. Suyla durulama yapmadan önce yaklaşık 15 dakika kadar bekletilir .

Çay ağacı yağı, kendi antifungal özelliğinin yanı sıra antiseptik özellikleri sayesinde tırnak mantarını tedavi edilebilir. Bu yağ mantar yok eder ve bu tür tırnakların iltihabı , şişliği , sararması ya da tırnak yapışa bozukluğu gibi belirtileri tedavi eder . Tedavisi için, doğrudan enfeksiyon olan ayak tırnağın üzerine 1 ya da 2 damla çay ağacı yağı uygulanır .  Ayrıca , ılık su dolu küçük bir kovanın içine 3 ya da 4 damla çay ağacı yağı konup , ayaklar suyun içinde 15 dakika kadar bekletilir .

Diş etleri ya da diş plaklarına karşı çay ağacı yağı iyi bir çözüm .  Çay ağacı yağı , antibakteriyel ve anti-enflamatuar özellikleri sayesinde kötü bakterileri yok eder ve diş eti hassasiyetini  yatıştırır . Ağız sağlığı ve hijyeni için ılık bir bardak su içine 2 damla çay ağacı yağı eklenir  ve en az günde bir kez ağız gargara yapılabilir .

En önemli yararlarından biri de ağız içinde oluşan aftlara iyi gelmesi , tedavi  etmesidir . 2-3 damla kulak çubuğuna damlatılıp aft üzerinde 15 saniye bekletilir . Günde 4 kez tekrarlanır . Aftın hem acısını , ağrısını alır ve tedavi eder .


Not : Toksik bileşikler , mide bulantısı gibi yan etkilere neden olabileceği için çay ağacı yağının asla yutulmaması  gerekiyor . Piyasa da çok fazla doğal özü olmayan çay ağacı bulunuyor . Gerçekten çay ağacı olanları doğal tam özü olanları tercih edin  . Eczanelerde bulunan florame markası oldukça doğal ve güvenilirdir .

Sevgiler .
Devamını Oku
Blogger Widgets

27 Mayıs 2016 Cuma

Mavi Kadar Huzurlu & Antalya Blogger Etkinlik

Mavi Kadar Huzurlu & Antalya Blogger Etkinlik


19 Mayıs günü tatil olması fırsatını Antalya Bloggerlar olarak çok iyi değerlendirdik .
 Mutlu Badem Blogunun sahibesi Çağla ablamız sayesinde Alara Restaurant da şahane bir organizasyonla hazırlanan etkinliğimiz gerçekten mavi kadar huzurluydu .


Mavi Kadar Huzurlu


Denize nazır miss gibi bir kahvaltıyla başladık güne .
Buram buram mavi kokarken , deniz ve sohbet eşliğinde kahvaltımızı yapıp bu güzel etkinlik sayesinde buluştuk yine . Konsept mavi ve beyazdı . Hemen hemen herkes mavi giyinip gelmişti . Zaten Çağla abla her ayrıntıyı düşünmüş her şey kusursuzdu .Yine şahane bir etkinlikle bir araya geldik , eğlendik .

Mavi Kadar Huzurlu


Bu şahane kurabiyeler  Şeker Pasta Banu Özşener ait .
 Mavi Kadar Huzurlu olan etkinliğimizin harika kurabiyeleri . 
Ellerine , emeğine , yüreğine sağlık .

Mavi Kadar Huzurlu

Mavi Kadar Huzurlu & Antalya Blogger Etkinlik

Çalışan anne olmam sebebiyle her etkinliğe katılamasam da katıldıklarım beni çok mutlu ediyor . 

Çağla ablacım yüreğine sağlık .

Sevgiler 



Devamını Oku

26 Mayıs 2016 Perşembe

Çocuklarda İnsan İlişkileri

Çocuklarda İnsan İlişkileri


Ben pısırık bir çocuk olarak yetiştim . Çok içime kapanık , utangaç bir çocuktum . O sebeple ailede tek ana okulu görmüş çocuk benim . Aman ne havalı ne havalı .  :) O pısırıklığım gitsin , açılayım diye ana okuluna göndermişler .
Gerçekten de öyleydim eve misafir gelse koltuk arkalarına saklanırdım utancımdan . Nedendir bende bilmiyorum ama baba faktörü kaynaklı olasılığı kesin . Gerçi şimdilerde o hallerimden pek eser yok , insan ilişkilerim gayet iyidir .
Kendi çocukluğum öyle olunca Berrak öyle olsun istemedim . Girişken , sosyal olsun istedim . Öyle de yetiştirmeye çalıştık hep . Berrak bir ortama girse yaşlı , genç , çocuk hiç fark etmez , yabancılık çekmeden hemen 'Merhaba' der . Arkasına hemen ekler 'benim adım Berrak senin adın ne ?' diye hemen sorar . Konuşup , kaynaşıp hemen kendini oyuna dahil eder.
Bu halleri inanılmaz hoşuma gidiyor . Kendi kendine ilişki - iletişim kuruyor . Güzel güzel konuşuyor . Zaten hiç susmaz ki hep konuşur . Bıdı bıdı hep bir şeyler anlatır durur .  :) Böyle girişken olmasına seviniyorum ama bazen de acaba diyorum iyi yapmadık mı ? Aslında kendi nasıl isterse öyle davranıyor , zorlama yok asla da olmadı doğrusu da bu değil mi zaten . Ama malum ülke şartlarımız belli ne kadar çocuk istismarcı ve manyak var . Kimin ne olduğu belli değilken yine de korkuyor insan .
Mesela markette , apartmanda gördüğü birine rahatlıkla 'merhaba' diyor . Evet iyi hoş güzel ama bazen yine de ürküyorum . Sanırım biraz içgüdüsel anneliğim baskın geliyor . Öyle herkese gitmez sarılmaz öpmez istemezse hiç bir şey yapmaz zaten . Ama yine de bu kadar sıcakkanlı samimi olması doğru mu bilmiyorum .
Geçenlerde otobüste gördüğü bir genç çocuk Berrak'ı sevip gülümsüyor . Çünkü Berrak hiç susmadan otobüste konuşmaya devam ediyor . Sorular soruyor . O genç çocuğu fark edip 'merhaba' dedi ve adını sordu hemen . Ben kısık bir sesle 'annecim tanımadığımız abilerle çok konuşmamalıyız' dediğimde 'anne neden kötü mü onlar' diye cevabı yapıştırdı hemen . Kaldım tabii öylece sonra ' hayır annecim kötü değil ama bilemeyiz onun için tanımadığımız insanlarla çok konuşmamalıyız . Merhaba , iyi akşamlar , günaydın diyebiliriz sadece dedim . Kendimce önlem almaya çalışıyorum . Evet korkuyorum . Çünkü her türlü sapık ve manyak sokakta mevcutken benim bu korkularım çok da anormal değil hani.
Berrak rahat yetişti . Sınırlamalarımız yok öyle evhamlı panik değilim . Düşsün , oynasın , koşsun , bağıra bağıra şarkı söylesin kumla , toprakla oynasın ki yapıyor bunların hepsini . Hayır yapma , koşma , düşersin gibi konuşmalar yapmam yapmıyorum . En sevmediğim türden bu konuşmalar . Neden koşmasın neden zıplamasın neden düşmesin ki çocuk o bir daha bu zamanlarına asla dönemeyecek doya doya ne istiyorsa yapsın . Öyle annelere çok kızıyorum zaten . Yaşayarak öğrenmeliler , kısıtlandıkları sürece öğrenme yetileri oluşmaz ki...
Aslında bu kadar konuşmasında ya da kolayca iletişim kurmasında okuduğumuz kitapların etkisi çok fazla iyi ki de kitap seven bir çocuk . İşte diğer yandan da acaba demekten alamıyorum kendimi .

Bu yazıma Doğan  Cüceloğlu'nun şu yazısını da ekliyorum ve çok beğeniyorum . Mesela ne kadar da doğru aslında...

Doğan Cüceloğlu diyor ki ; 


Güveni düşük olan toplumda ana babalar çocuğun kiminle oynadığı konusunda çok duyarlıdırlar. Sık sık, "o pis sokak çocuklarıyla oynama," türünden sözler çocuklara söylenir. Ana babalar kendi çocuklarının tanıdık bildik ailelerin çocuklarıyla oynamalarına önem verir. 

Tanımadıkları ailelerin çocuklarının kendi çocuklarının ahlakını bozacaklarını düşünürler. Yalnız diğer çocuklara değil, kendi çocuklarına da güvenmezler ; o nedenle çocuğu ve oyun ortamını sürekli denetlemek isterler. Böyle denetleyici ve koruyucu bir ortamdan nasıl bir insan yetişir? 
Aynı anası ve babası gibi kendine güveni olmayan , yaşamı olduğu gibi kabul edemeyen, yaşamı sürekli olması gerektiği yöne itmeye çalışan ve bunu beceremedikleri için de sürekli kaygılı , kuşkulu ve aciz insanlar . 

Annelerin çocuklarına sürekli , "koşma, düşersin!" dediği bir ülkenin çocuklarıyız. 

Güveni yüksek olan toplumda ana babalar çocuğun kiminle oynadığı konusunda pek kaygı duymazlar . Çocuğun o toplumda her kesimden karşılaşması ve etkileşim kurmasına özen gösterirler ve bu nedenle çocukları değişik sosyal , kültürel , etnik gruplarla karşılaşmasını ve etkileşim kurmasını sağlarlar . 

Yalnız kendi çocuklarına güvenmekle kalmaz , genel olarak insanlara ve yaşama güvendikleri için, çocuğun oyun ortamını sürekli denetlemek ve onu korumak istemezler ; çocuğun yaşamla sürekli etkileşim içinde olmasına özen gösterirler . Böyle özgürlükçü ve teşvik edici bir ortamda nasıl bir insan yetişir? 

Aynı anası ve babası gibi kendine güveni olan, yaşamın şimdiki gerçeğini gören, o gerçeğin üstüne inşa eden, yaşamı olması gerektiği yöne ne zaman, nasıl, ne kadar iteceğini bilen ve bunu yaparken kaygısız , huzurlu , sakin ve mutlu olan insanlar. Bu insanlar kendilerini aciz değil, güçlü hissederler.

Yazının tamamı için buraya TIK TIK

Bu konu da sizler ne düşünüyorsunuz ? 

Düşünceler paylaştıkça güzel . Sevgiler .


Devamını Oku

25 Mayıs 2016 Çarşamba

Dostum Bu Pharmaceris Ürünleri Bir Harika !

Dostum Bu Pharmaceris Ürünleri Bir Harika !


Dezavantajım olan alerjik yapım alerjik bir cilde sahip olmam her zaman rahatlıkla her ürünü kullanmama engel oldu . Zaten kolay kolay öyle her ürünü de kullanmam . Detaylıca araştırırım  , dermatologlar yazıyor mu tavsiye ediyor mu diye gözlemlerim . Ona göre alır kullanırım . 
Ama günümüzde internet sağ olsun tüm eczane ilaçları , ürünleri internet üzerinden satılmaya başlandı . Gerçi ne derece güvenilir o kısmı tartışılır . Ben sağlıkçı olarak internet üzerinden dermokozmetik ürün ve ilaç alımına her zaman karşıyım hatta en irrite olduğum konu .
İşin içinde olmak bile yetmiyor bazen dönen sahtekarlıkları anlamaya . O internetten alınan ilaçlara , vitaminlere ne derece güveniyor ki insanlar . Bu piyasa da bile sahtekarlıklar almış başını gitmiş durum o kadar vahim yani . Eczaneye gidip danışarak ve birebir gözünüzle bakıp almanızda fayda var .
Bu aralar ki favorim Pharmaceris ürünleri ki pek değişmeyecek gibi görünüyor . Kullanmaya başlayalı 1,5 ay oldu . Ama kesinlikle şahane . Cildinizdeki değişiklikleri kullanmaya başladıktan 1 hafta sonra gözle görülür şekilde fark edebiliyorsunuz .
Pharmaceris ürünleri cilt dostu ürünler olarak üretilmiştir . İçeriğinde cilde zarar verecek ürünler barındırmamaktadır . Dermatologların tercih ettiği , reçetelendirdiği en iyi markalardan biri . Ayrıca kesinlikle internet satışı yok . Pharmaceris ürünleri kesinlikle tedavi etmeye yönelik ve gayet de başarılı . Özellikle hassas cilt serisi mükemmel , tam benlik .



Dostum Bu Pharmaceris Ürünleri Bir Harika !


Pharmaceris :
  • A serisi alerjik ve hassas cilt serisi .
  • N serisi kılcal damarlı cilt serisi .
  • T serisi akneli ve yağlı cilt serisi .
  • W serisi lekeli cilt serisi .
  • F serisi fondotenli güneş kremi serisi .
  • R serisi rozalı cilt serisi .
  • M serisi hamile serisi .
  • S serisi güneş serisi .


Ürünler su bazlı olması sebebiyle ciltte yağlandırma yapmıyor . Gözenekleri tıkamıyor , siyah noktalara neden olmuyor . Yumuşakcık , pürüzsüz , kadifemsi bir yumuşaklık sağlıyor . Güneş ürünleri oldukça başarılı . BB krem diye bilinen fondötenli güneş kremleri bir harika . Kusursuz şekilde kapatıyor hem güneşten koruyor hem de ciltte tabaka şeklinde yapışıp kalmıyor .
Leke serisi geçmeyen en zor cilt lekelerini tedavi ediyor . Cilde ciddi anlamda bir aydınlık , leke tonlarında açılma sağlıyor ve net bir şekilde cilt tonunu eşitliyor . Akne serisi cildi aşırı kurutmadan akneleri tedavi etmeye yönelik ve o parlak yağlı tabakayı yok ediyor  . Zaten internetten satılmıyor olması bence güvenirliğinin kanıtı .
Diyeceğim o ki hani olur da cildi için kullandığı ürünlerden memnun olmayanlar vardır , istediği sonucu alamamıştır . Ha işte Pharmaceris' i mutlaka araştırıp , deneyin derim .

Sevgiler .




Devamını Oku

20 Mayıs 2016 Cuma

Lohusa Kafası & Lohusa Sendromu

Lohusa Kafası & Lohusa Sendromu

Hemen hemen her taze annenin yaşadığı durum lohusa kafası , lohusa sendromu diye bir şey var . Her söylenenin sivri göründüğü , alınganlık durumunun tavan yaptığı , yeni bir hayata alışma sürecine çalışılan taze annenin farkında olmadan kabusu olarak ortaya çıkabilir . 

Bitmeyecek gibi görünen 9 aylık süreç bitti . İki kişi çıktığınız eve 3 kişi ya da 4 kişi döndünüz . Tarifi mümkün olmayacak kadar mutlusunuz , bakmaya bile doyamıyorsunuz . Ama  yorgun , endişeli ve duygusal olarak dengesizliklerin tam merkezinde gibisiniz .  Bebeğiniz hariç herkese uyuz olduğunuz , her kafadan bir ses çıkaran çevre halkınızı boğmak istediğiniz , 'bu bebek benim ,ben doğurdum annesi benim ' diye bağırmak istediğiniz bu 6 haftalık sürece lohusalık dönemi deniyor .  :)

Yeni doğum yapmış çoğu kadın , doğumdan sonraki  günlerde sinirlilik , üzüntü, ağlama isteği ve gerginlik gibi karmaşık duyguları yaşayabilir . Bu belirtiler , doğum ve sonrasında yaşanan hormonal dalgalanmalar , yorgunluk , uykusuzluk ve hayatta aldığınız en önemli sorumluluktan kaynaklanabilir . Bu ruhsal dalgalanmalar genellikle ilk haftadan sonra kaybolur . Bazen de 1-3 ay arası sürebilir .

 • Göğüslerde Hassasiyet  : Göğüsleriniz şişebilir ya da özellikle meme uçlarında ağrı ve sızlama hissedebilirsiniz . Diğer taraftan mastit de gelişebilir .

 • Kabızlık : İlk bağırsak hareketi için doğumdan sonra birkaç gün geçmesi gerekebilir . Eğer hemoroidiniz diğer adıyla basurunuz  var ise veya doğum vajinal yolla olmuş ve epizyotomi yani doğumda bir kesi  uygulanmış ise doğumdan sonraki ilk dışkılama hareketi ağrılı , can acıtıcı olması mümkün .


 • Epizyotomi : Vajinal doğum sırasında doğumu kolaylaştırmak için vajin çıkışına bir kesik yapılmış olabilir veya doğum sırasında bu bölgede yırtıklar oluşmuş olabilir. Epizyotomi veya yırtıklara konulmuş dikişler oturmanızı ve yürümenizi bir süre zorlaştırabilir. Öksürürken ve hapşırırken ağrı duyabilirsiniz.


 • Sıcak veya Soğuk Basmaları : Doğumla birlikte , vücudumuzda çok ciddi hormonal değişiklikler oluşur . Bu hormonal değişiklikler vücudunda bir yangın hissetirebilir ya da bir an da üşüme , titreme , çok fazla terleme olarak ortaya çıkabilir .

 • İdrar ve Gaita Kaçırma : Doğum sırasında, doğum kanalı çevresindeki kasların esnemesi sonucunda öksürünce , gülünce , hapşurunca  veya ıkınınca istemsiz idrar kaçırma ve bağırsak hareketlerinizde kontrolsüzlük yaşanabilir . Bu özellikle zor doğumlardan sonra daha sık görülmektedir .

 • Rahim Bölgesinde Ağrılar : Doğumundan sonraki günlerde de rahim kasılmaları devam eder . Bu kasılmalar özellikle bebeği emzirirken ve kanama kesici ilaç aldıktan sonra çok daha belirgindir .

 • Vajinal Akıntı : Doğumdan sonraki günlerde alışık olduğunuz regl kanamasından daha çok ve sıklıkla pıhtılar içeren bir kanama görülecek tabii bu kişiden kişiye bünyeden bünyeye değişiklik gösterebilir  . Bu kanama daha sonraki günlerde giderek azalacak , rengi giderek sarımsı bir tona dönecek  .

Lohusa sendromunun bana göre tek çaresi emzirmek . Kimseyi tınlamayın , söylenenleri kulak ardı edin . Bol bol emzirin , bol bol bebeğinizi koklayın , bebeğinizin uyuduğu her anda mutlaka dinlenip , uyuyun . 

Sendromunuz az , lohusalığınız dırdırsız , bol bebek kokulu bal gibi geçsin .  :)

Sevgiler .
Devamını Oku

4 Mayıs 2016 Çarşamba

Sana ne ifade ettiğini #AnneneHiçSöyledinMi?

Annenizin size olan sevgisini siz de anne olunca gerçekten anlayabilirsiniz... Nestlé İyi Büyüsün İyi Yaşasın Anneler Günü video’sunu izleyerek, siz de annenize olan sevginizi https://www.facebook.com/iyibuyusuniyiyasasin adresinden paylaşabilirsiniz.
Ayrıntılı bilgi almak için www.iyibuyusuniyiyasasin.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku

3 Mayıs 2016 Salı

Tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü kutlu olsun!

Tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü kutlu olsun!

Anneler Günü geldi çattı… “Hep daha iyisi” diyerek bebeklerin ve annelerin isteklerine her zaman en iyi şekilde cevap veren, Türkiye’nin yeni bebek bezi ve ıslak havlu markası Sleepy, Unutkan Anneler’e teşekkür ederek onları unutmadığını gösterdi.
Bir zamanlar uyku kelimesini en sıcak kelime olarak tanımlayan, %50 indirimleri ve yeni sezon çantaları kaçırmayan, en son çıkan filmlere en önce giden, yemek keyfinden asla ödün vermeyen, küçük bir temizlikten sonra bile en az 3 saat dinlenen ve fönsüz dışarı adımını atmayan ama bir gün, dünyalarını değiştiren o büyük mutluluk ile birlikte dünyaları unutan tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü’nü büyük bir coşku ile kutladı.
Kendilerini çocuklarına adaya Unutkan Anneler’i unutmayan Sleepy, Anneler Günü için özel olarak hazırladığı ajandası ile de tüm annelerin kalbini çalmayı başardı. #unutkananneler hashtag’ini kullanarak Instagram ve Twitter sayfalarında paylaşımda bulunan ve Mayıs Ayı boyunca market.sleepy.com.tr adresinden alışveriş yapan herkese dağıtılacak bu ajanda ile tüm bir yıl mutluluk ve bol bol gülümsemeyle geçecek.
Sleepy, en sevdikleri pastanın son dilimini her zaman çocuklarına ayıran ve gerçek sevginin ne anlama geldiğini varlıklarıyla kanıtlayan Unutkan Anneler’e “İyi ki varsınız…” diyor ve kalpten bir teşekkür gönderiyor.

Tüm Unutkan Anneler’in Anneler Günü kutlu olsun!
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku

27 Nisan 2016 Çarşamba

İyi ki Doğdun Minik Kelebeğim

İyi ki Doğdun Minik Kelebeğim

Berrak Güneş'im ,


Bugün tarihlerin en özeli , en güzeli .

27 Nisan 2013-Saat : 10.45

Varlığını öğrendiğimiz anda kelebekler uçuştu yüreğimizde . O gece heyecandan uyuyamadık bile . 
Hayatımıza hoş gelişinin , sefa getirişinin 3. yılını kutluyoruz . Sana dair ardı ardına dizebileciğim uzun uzun cümlelerim var . Yüzümün en güzel hali , gülüşümün ardındaki en güzel mutluluğum . Sen ki duamın kabul olmuş hali . 

9 ay heyecanla merakla beklediğimiz . O kadar çok normal doğum istememin en doğru karar olduğunu doğrulayanımsın sen . Çekilen zor sancılara dayanma sebebim , en özel anım , en kalıcı heyecanım , en büyük mutluluğum , en büyük şükür sebebimsin sen . Büyüyorsun senle birlikte büyüyorum , büyüyoruz . Hayata bakış açımı değiştirenim , sabrıma sabır ekleyenimsin . Bitmeyen enerjim , yüreğimdeki o müthiş coşkuların sebebisin .

Sen umutsun .
Sen hayatsın .
Sen dilediğim en güzel dilek , kabul olmuş duamsın .
Sen en büyük aşksın , aşkların en güzelisin .
Sen mutluluksun .

İyi ki hayat arkadaşım baban .
İyi ki evlenmişim o kalbi güzel adamla .
İyi ki doğurmuşum .
İyi ki bana hayatta sahip olabileceğim en güzel ünvanı verdin .
İyi ki beni ANNE yaptın .
İyi ki bizi anne baba yaptın .
İyi ki bu hayatta bizi kendine aile seçtin .
İyi ki bu eşsiz ve sonsuz duyguları bize yaşattın .
İyi ki Rabbim'in en güzel hediyesi sen oldun .

Daha ne ister ki insan ...
Sen hep mutlu ol , sen hep gül .
Sen gülünce uçuyor kelebekler , kuşlar .
Sen gülünce geliyor bahar .
Sen gülünce çiçek açıyor her bir hücrem .

Sağlık...
Sağlık olsun da en büyük dileğim bu nasıl olsa gerisi nasıl olsa olur gider .
Allah sana hep vicdan , merhamet , en önemlisi sağlık versin annecim .
Hep iyilerle karşılaş .
Hep dürüst ol ve adil ol .
Hep nazik , yumuşak başlı ol ama asla kendini ezdirme .
Allah izin verdiği müddetçe biz hep seninle olacağız hep yanında , arkanda olacağız annecim .

Bu sabah kalkıp  'Anne seni çok seviyorum ' deyip boynuma atladın ya işte tam da doğduğun gündü bugün . Sabah sabah nasıl da ağlattın beni . Sonra 'Anne ben doktor olmak istiyorum hem de çok istiyorum ' dedin ya şaşırıp kaldık babanla birbirimize baktık gülerek . İnşallah annecim . İyi , merhametli bir insan ol da gerisi nasıl olsa olur . Bahtın , yolun hep açık olsun . Yüzün her daim gülsün . Hayatımıza sonsuz bir bahar getirdiğin için teşekkür ederiz annecim .

İyi ki doğdun SONSUZ MUTLULUĞUM 
İyi ki doğdun GÖZ BEBEĞİM
İyi ki doğdun CANIM KIZIM
İyi ki doğdun MİNİK KELEBEĞİM 


Seni çok ama çok seviyorum .


Annen Ayşe Güneş






Devamını Oku

26 Nisan 2016 Salı

Sendromlu 2. Yaşı Gönderirken :)

Sendromlu 2 Yaşı Gönderirken  :)


Zaman sanki dört nala koşuyormuş gibi tutabilmek ne mümkün . Şaka maka sendromlu 2 yaş hikayemizi bitirdik . İyi atlattık valla .  :)
Berrak büyürken ardı ardına dizildi rakamlar . Her günü , her ayı her yaşı ayrı güzel . Avuçlarımda zamanla büyüdüğünü görmek bambaşka güzel . Bir zamanlar bitmek bilmeyen 9 ay vardı . Şimdi 3 yaşında oldu bile... Göz aç kapa derken büyüyor gözümün bebeği .
3 yaşa girerken hala iştahlı maşallah . Yemek seçmez hemen hemen her şeyi yer . Ama daha çok köfteci ve balıkçı . Onların yanı sıra bulgur pilavı ve makarna en sevdikleri arasında . Müthiş meyveci bir çocuk ben gibi . :) Süte bayılır . Sabah ve akşam mutlaka süt içer . Şekersiz ve tuzsuz beslenmeye devam ama arada çikolata kaçamakları oluyor tabii . Puding ve sütlaç sevdalısı .
Gel gelelim canı isterse , keyfine göre kendi kendine yemek yer . 'Anne sen yedir ' demek ona göre daha cazip mi desem tembellik mi desem bilemedim . Ama nadiren olduğu için kıyamıyorum . 
Akşam en geç 21:30 da uyur . 10 aylıktan bu yana kendi odasında kendi yatağında uyur . Hatta mümkün değil başka yerde asla uyumaz . Tuvalet işini kendi halleder . Tuvalete gider , ışığı kendi açar , tuvalette yardımımı asla kabul etmez . Ben yapabilirim deyip çizgiyi çeker . Tabii ben takipteyim ama takipte olduğumu anlarsa ben sana mutfağa git demedim mi diye atarlanır .
Pembe sever , kıyafet seçer , el yıkamaya , banyo yapmaya bayılır . Diş fırçalamak en sevdiği hobilerinden biri .  :)  İstemsiz titiz , prensipli bir çocuk böyle olması için bir çabam olmadı ama maalesef öyle . Çoraplarını çıkartmadan asla uyumaz , tabi onu ben alıştırdım ama doğru yaptığımı düşünüyorum . En sevmediğim insan tipi yatağa çorapla girendir . Kitap okumadan asla uyumaz . Anne hadi kitap oku bana fix cümlelerinden biridir .
Çok iyi makas kullanır evde kese kese kağıt bırakmadı .  :) Boya yapmaya bayılır . Çiçek ve çöpten adam çizebiliyor . Hatta anne baba çocuk olarak çizip elele tutuşmuş halini yapıyor .
Kendi isteği ile sofrayı hazırlamama yardım eder . Sofrayı toparlarken de aynı şekilde yardım eder . İşin aslı çok da hoşuma gidiyor . Ama inşallah büyüyünce de aynı performansı bekliyorum .  :)
Çamaşır  katlıyorsam kendi çamaşırlarını seçip eciş bücüş katlar . Odasına götürür . Bana iki iş oluyor ama olsun napalım . :)
Yaşına göre puzzle yapmayı çok sever . Alışıp öğrendiyse  puzzle yenisini ister . Hamurdan kuş , balık , çiçek yapmayı çok sever .  Ruj sürmeye ve allık fırçamı alıp kaçmaya bayılır . İstediğini yaptırmak için her türlü atarı yapar , kendini yerlere atıp ağlar . Çok politikacıdır .  Ha bu arada kardeş istemiyor . Eee bende halimden memnunum zaten . Unumu yeni eledim . Azcık dinleneyim . :) 
Bitmek bilmeyen soruları vardır . Hiç susmadan konuşur , sürekli bir şeyler anlatır . Radarlar her daim açıktır . Sık sık taklidimi yapmaktan hiç geri kalmaz . Çok güldürür o halleri beni . :)
İşte böyle böyle gönderiyoruz 2 yaşımızı . Sendromlarımızı , ağlamalarımızı 3 yaşımıza taşıyıp taşımadığımız en merak ettiğimiz kısım . :)

Sağlık olsun da ben en zor sendromlara dayanırım hiç sorun değil . Allah evlatlarımızı korusun sakınsın inşallah .
Sevgiler .
Devamını Oku

21 Nisan 2016 Perşembe

Hamilelikte Diş Eti Kanamaları


Hamilelikte Diş Eti Kanamaları
    39 haftalık minik kelebek göbüşümde   :)


Hamilelikte diş eti kanamalarını neredeyse bir çok kadın yaşamıştır . Kelebeğime hamileyken diş eti kanamalarını yoğun yaşayan biriydim bende . Dişlerime iyi bakan , ağız ve diş temizliğime , bakımıma itina gösteren biriyim . Ama hamileyken ne yapsam hangi yolu denesem engel olamadım diş eti kanamalarıma . Hamileliğime kadar hiç diş eti problemim oluşmamıştı .
Diş etlerimdeki kanama , hassasiyet , şişlik özellikle 6 ay yoğun bir şekilde devam etti . 6. aydan sonra daha azalmış olarak seyretti . En yumuşak uçlu fırçayı seçip fırçalamaya özen gösterdiğimde daha da azaldı . Hamileliğin 2. ayında başlayan diş eti kanamaları maalesef doğuma kadar sürüyor .
Hamilelikte yaşanan bu diş eti kanamalarının en büyük sebebi hormonal değişiklikler . Hormonal dengeye bağlı diş etlerinde oluşan hassasiyet kanamanın en büyük sebebi . Progesteron ve östrojen adlı hormonlarımız hamilelikte damarsal değişikliklere uğrar . Bu durum mikroorganizmalarda plaklar oluşmasına sebep olur ve buna bağlı diş eti kanamaları gelişir .
Her hamilenin yaşadığı bu durum da diş fırçalamayı azaltmak yerine özenle , yumuşak bir fırçayla diş fırçalamaya devam etmek en doğru seçim . 

Bir mucizeye kavuşurken nelere razı gelebiliyoruz . Daha o 9 aylık  yolculukta ilmek ilmek işleniyor annelik ruhumuza. 

Sağlıklı gülüşler , mutlu bebişler  .   :)

Sevgiler .
Devamını Oku

Bebeklerde Reflü

Bebeklerde Reflü

Bebeklerde reflü olur mu demeyin oluyor işte . Parmak kadar bebeklerde anne  karnında mide kapakcığı tam gelişmediği için bazı bebeklerde reflü meydana geliyor . Yetişkin hastalığı olarak bildiğimiz reflü maalesef yeni doğan bebeklerde sıklıkla ortaya çıkabilen bir durum . Bebeklerde reflünün sık görülmesinin sebebi , gıdaların mideye geçişine izin veren kapakçık mekanizmasının henüz yeterince çalışıyor olmamasındandır . Reflünün bir diğer sebebi de bebeklerin çoğunlukla yatar vaziyette olup sıvı gıdalarla beslenmesidir . Kendi çocuğumda olmasa da yeğenim Tuana da reflüyle karşılaştık . Şarıl şarıl kustuğu günleri biliyorum . Reflüye bağlı kilo alamadığını , ek gıda sürecinde bile her şeyi tam yiyemediği ,kustuğu ve 1 yaşına doğru reflüye bağlı gelişim geriliği teşhisi ile raporlu mama başladığımız biliyorum . Allah daha zorlarını göstermesin ama gerçekten çok zor bir süreç...


Bebeklerde reflü belirtileri :


Bebeklerin %90 ı mama ya da süt emdikten sonra yediklerini çıkarır . Bazı bebeklerde ise bu çok daha yoğun olarak meydana gelir . Şiddetli kusmalar görülür . Reflü 1 yaşından sonra kendiliğinden yavaşlıyor ve kayboluyor .



Reflüsü olan bebeğe alınabilecek önlemler :

  • Beslenme sonrası başı yukarıda olacak şekilde karın ya da sırt üstü yatırılmalı
  • Sık sık emzirilmeli ama az beslenmeli
  • Beslenme sonrası mutlaka gazı çıkartılmalı
  • Annenin kafeinli içeceklerden uzak durmalı
  • Bebeğin hava yutması olabildiğince engellenmeli
  • Reflü için üretilen mamalardan doktor tavsiyesi ile kullanılmalı
  • Biberon tercihi olarak hava ve gaz yapmayan biberonlar tercih edilmeli
  • Sık sık doktor kontrolüne gidilmeli



Sağlıklı günler , sevgiler .









Devamını Oku

19 Nisan 2016 Salı

Kara Delikler Boyandıkları Kadar Kara Değildir

Kara Delikler Boyandıkları Kadar Kara Değildir

Günaydın . Bu aralar okuduğum en anlamlı en güzel yazılardan birine blogumda yer vermek istedim . Okudukça o kadar anlamlı geldi ki . Şükürsüz bir insan değilim ama dönem dönem böyle yazıları okumakta fayda var . Unuttuğumuz kıymetini bilemediğimiz her şeyi hatırlamamıza yardımcı olacaktır . 
Tüm zamanların en önemli bilim adamlarından Stephen Hawking’e ALS hastalığı teşhisi konulduğunda 21 yaşındaydı. Kariyerinin zirvesine doğru yol alırken bedeni ona kötü bir oyun oynamaya başladı. Tam anlamıyla şanssızlıktı yaşadıkları. 
Hastalığı yüzünden kötürüm kaldı. Keskin zekası olumsuzluğa saplanıp kalmasını engelledi. Tersine yoğun bir hevesle kendini fizik alanına adadı. Doktorların ona iki üç yıl ömür biçmesine rağmen içinde bulunduğu olumsuz şartları olumluya çevirdi ve bugün başta büyük patlama teorisi olmak üzere pek çok çalışması ile dünyaca tanınan bir bilim adı haline geldi. 
Tabi ki Hawking durumuyla baş etmeye çalışırken zor zamanlar yaşadı. Ancak her zaman hayatta şükür duyacak şeyler olduğunu düşündü. İskemleye mahkum olduğu bu hayatta konuşamıyor ve hareket edemiyor ancak kendi geliştirdiği bir teknoloji ile iletişim kurabiliyor. 
Royal Institute Londra’da yaptığı bir konuşmada depresyonu kara deliğe benzetiyor ve her ikisinden de kaçmanın imkansız olmadığını söylüyor. Konuşmanın devamında ise depresyon ile ilgili ilginç fikir ve öneriler var. 

İçinde bulunduğu zor duruma rağmen depresyon ile barış imzalayan Hawking diyor ki : 

' Kara delikler boyandıkları kadar kara değildir . Eskiden düşünüldüğü gibi sonsuz hapishaneler değiller. Kara deliklerin dışına ve muhtemelen de başka evrenlere çıkış yapılabilir. Yani bir kara delikte olduğunuzu düşünüyorsanız vazgeçmeyin. Bir çıkış mutlaka var. Aşağıya değil yukarıya yıldızlara bakın. Asla çalışmayı bırakmayın . Çalışmak yaşamınıza bir anlam ve amaç katar. Aşkı bulacak kadar da şanslıysanız eğer, bilin ki aşk orada , ona da sıkıca sarılın. '

Hawking’e engeli sorulduğunda şöyle diyor : 

' Kurbanın istediğinde hayatını sona erdirme hakkı olmalıdır. Ama bence bu büyük bir hata olur . Hayat ne kadar kötü görünürse görünsün yapabileceğiniz ve başarabileceğiniz bir şey vardır. Hayat var olduğu müddetçe umut vardır. ' 

Ve ardından son derece ilham verici bir mesaj veriyor : 

' Eğer engelliyseniz , muhtemelen bu sizin suçunuz değildir ancak bunun için dünyayı suçlayıp insanların size acımasını beklemek de iyi bir fikir değil . Olumlu bir tutum ile içinde bulunduğunuz durumdan en üst seviyede fayda sağlayabilirsiniz . Fiziksel olarak engelli olan biri bir de üstüne psikolojik olarak engelli olmayı kaldıramaz. Bence insanlar fiziksel engellerinin zorluk çıkarmayacağı işlerle ilgilenmeliler . Korkarım engelliler için Olimpiyat oyunları bana hitap etmiyor ama zaten atletizmi hiç sevmediğimi söylemek kolay benim için . Öte yandan bilim engelliler için son derece uygun bir alan çünkü zihinde gerçekleşiyor. Tabi kişin deneysel kısmı zaten böyle insanlar için yapılıyor ama teorik kısmı neredeyse ideal. Yapamadığım şeyler teorik fizik alanında çalışırken hayatımda tam olarak bir engel oluşturmadı. Ailem , eşim , çocuklarım ve meslektaşlarımdan büyük yardım gördüm . Genelde insanların yardım etmeye hazır olduklarını biliyorum ancak elinizden gelenin en iyisini yaparak çabalarına değdiğini görmelerini sağlayarak onları cesaretlendirmelisiniz. ' 

' Hayat size ekşi limonlar sunmuş olabilir ama şüphesiz onları kullanmanın bir yolunu bulabilirsiniz '


Sevgiler .


Kaynak : Educateinspirechange.org 
Çeviri: Yeşim Erberksoy
Devamını Oku
blog tasarım sosyal medya kafe
MİNİK KELEBEĞİN ANNESİ COPYRİGHT © 2014 TÜM HAKLARI SAKLIDIR.BLOGUMDA YAYINLANAN YAZILARIN VE RESİMLERİN İZİNSİZ KULLANILMASI 5846 SAYILI FİKİR VE SANAT ESERLERİ YASASINA AYKIRIDIR.